Saturday, August 23, 2014

Bitmemiş Hikayeler

Bitmemiş hikayeler vardır.  Son sözü yoktur onların. Ne bir tebessüm bırakırlar yüzünüzde, ne bir damla gözlerinizde, ne de bir titreme dudaklarınızda. Onlar aynı zamanda hem yaşanmış hem yaşanmamıştırlar.  Sayfalarında hem en çok hissettiğiniz, en derine indiğiniz, en açılmayan kapıları açtığınız, hem de en  kızdığınız, yeri gelince vurup kırıp savurup savurduğunuz, yeri geldiğinde süt liman denize döndüğünüz ama sonu olmayan hikayelerdir. O yüzden de duygusu yoktur artık. Boşluktur hissi,  bir nevi ifadesizlik. Her sonu koymaya çalıştığınızda daha derin bir sessizlik daha bir tanımsız hale gelirler.

Gerek yoktur o hikayeleri bitirmeye çalışmaya. Belki de o hikayeler değil mutlu, acı bir sonu bile hak etmezler. Askıda kalmaya mahkumdurlar onlar. Hissizlikte kaybolmaya. O hikayelerin satır aralarına takılmamak gerekir çünkü o satırların arası sadece sizden bir şeyler almıştır. En güzel tarafları ise size yeni raflar yaptırtmışlardır, ve o raflardan başka bir gözlerle başka halde ama daha güçlü bakarsınız diğer hikayelere.

Bir kere duyduğunuz ama sonra bir daha asla dinleyemediğiniz şarkı gibidirler. Başkasında çok beğendiğiniz ama size hiç yakışmayan bir elbisedir bazen. Boğaz’da asla bir daha yakalayamadığınız bir akıntı, yarışta hiç bir daha aynı yönden esmeyen bir rüzgar edasındadırlar.  Küçükken misafirlikte ayıp olmasın diye ne olduğunu bilmeden yediğiniz bir yemek ya da nerden alındığı bilinmeyen kırılmış bir oyuncaktırlar. Onların da tutunulabilecek bir sonları yoktur.  Zamanında gelmiş, kendini göstermiş ve süresi dolunca geldikleri gibi gitmiştirler.


Bitmemiş hikayeler vardır. Sonu yoktur onların, boşluktur onlar. Bitmemesi gereken hikayelerdir. Akışın içinde yok olmaları için son sözü olmaz onların.

Thursday, August 7, 2014

Bedel

Kalemlerimi kaldırmıştım. Çok vakit  geçmiş üzerinden, fark etmedim. Küçüklüğümden beri çok kalemim olmuştu.  Ve hep farklı bir bağım olmuştu onlara; değişik kokularda, farklı yerlerden farklı hikayelerle her renkte topladığım kalemlerim. Hepsinin yeri, görevi ayrıydı, bittiklerinde ise hiç üzülmezdim. Görevini tamamlamış bayrağı bir başkasına teslim etmiş olurlardı.  Sırası gelen bazen daha sivri olur, bazen daha kalın, bazen daha renkli, bazen daha duygusal  ya da daha acımasız. Ama bu sefer bitirmiştim onları, nedeni elbette ki vardı. Kendime bile anlatamadığım henüz.

Her noktanın arkasında büyük bir duygu ayakta durur. Noktadır o, derin ve sabit. Kutularına koymuştum onları. Çantamın içinden hiç eksilmeyen, her seyahate taşıdığım ufak ama her tarafı fermuarlı bez kalem kutusunu bile almaz olmuştum yanıma. Hangi fermuarı çekseniz başka bir tarafından başka bir kaleme açardı o dünyasını. İçindeki minik sulu boyası kutusu ve küçük parmağım uzunluğundaki fırça ile çocukluğumu yanımda taşımama yardım eden renkli kuru kalemlerim vardı orda. Ben onlara “ara vermiştim, onlar defterlerimi terk etmişlerdi ama o boş sayfaların arasında en anlatamayan yine ben olmuştum çünkü sözcüklerim yoktu yanımda.

Geri dönmek terk etmekten daha zor aslında. Daha güçlü hisseder kendini terk eden. Yaşanmış veya istediğin gibi yaşanmamış bir şeyi bırakıp gitmek, ne yaşayacağını bilmediğin bir şeye dönmekten daha çekicidir. Daha güvendedir terk eden. Bir adım öndedir o bıraktığı şeye karşı, bir tık yukarıda. Hep bir nedeni vardır, kimi zaman da bahanesi, hep bir kendini koruması. Terk eden asla zırhlarını indirmez, indirmesini de bilmez, öğrenmemiştir o. Kalkanları olduğunu bile bilmez. 

Geri dönüş hep buruk olur az da olsa acı verir o tatlı bilindik tanıdıklık altında. Çünkü bıraktığın hiçbir şey aynı değildir, ne el yazın, ne cümlelerin ne sevdiklerin ne de sen.  Bitmeyen değişim her an yeni bir şeyler getirdiği gibi hep de bir şeyler alır götürür, bazen iyiyi bazen kötüyü bazen duyguları. Zaman hiçbir şeyi sıfırlamaz. İyileştirir, sarar, doğruları gösterir ama en dipte hep saklarsın. Ufacık bir iz bile olsa o hep seninle kalır, tatlı-ekşi acı-baharatlı bir anı olarak. Ve anıdan öteye gidemez. Geri dönüş zordur, çünkü geri döndüğün geri dönmek istediğin değildir çoğu zaman, son kaldığın yerden başlamazsın.


İki zordur hayatta terk etmek ve geri dönmek. İkisi de cesaret ister, bir kıvılcım bekler, kendini duymanı ister. Her ikisinde de mutlaka bir bedel ödersin. Bir şekilde yine kelimelerin arasındayım, küs veya barışık ama buradayım. Şimdi hepsi dizili karşımda, oynamamı bekliyorlar benden biraz çekingen biraz kırgın biraz kızgın. Bıraktığım gibi değiller, ben de bildikleri ben değilim. Tanıdığız ama uzağız birbirimize.